Kendi blogunu oluştur ;)

Saçını göstermek dinen caiz değil ya kıçını başını ?

Beyn'in bir diğer blogucusu onurr bir resim paylaşmış bu resme bakupta yuhh ! dememek elde değil cidden ya resim de şurda.

vazcaydım :)

Kendi domainim üzerinden yazacaktım ama subdomainsiz(www süz) çalışmamasından  dolayı vazcaydım hsn.bloggum.com'dan devam :D ha bu arada bi'kaç saat önce köyden döndüm çok pis yorgunum lost'un 4. sezon ilk bölümünü izleyip yatacam bakalım 4. sezon nasıl başlıyor hasret kaldım losta neyse haydi iyi akşamlar.

Knedi domainim üzerinden yazacağım bundan böyle

Aslında bloggumdan blog açmamdaki neden kendi domainim üzerinden yazacağımı zannetmemdi fakat bu özeelliğin henüz olmadığını farketmiştim yaklaşık 1 ay önce bu özellik blogguma gelmiş ama beni haberim yokmuş az önce kontrol panelime bir gireyim dedim baktım fazladan bir tablo daha var ben de hemen kendi domainimi kullanmaya başladım :) artık yarına glsn.info üzerinden yazmaya başlayacağım.Glsn soyadım olan Gülşen'in sesli harflerinin şutlanmasıyla oluşuyor "ş" değilde "s" olmasının nedeni ise türkçe karakterli domain hizmetinin henüz yaygınlaşmamış olması.

Neyse artık yarından itibaren glsn.info'dayım.

Video blog açtım

İsimtescil hesabımda kalan son parayla youtube2.info alan adını aldım geçen gün sonra bloggerdan da bir blog açtım 3-5de video ekledim bloğa bakalım planlarım tutacak mı planım da şu youtube kelimesi google'da günde yaklaşık 2 milyon defa aranıyor eğer ben de bu alan adıyla ilk sayfaya çıkar 2 milyondan 15 bin kişiyi bu alan adına çekersem bu 15 bin kişiden de 200 kişi adsense reklamlarıma tıklarsa günde 10$ kazanıyorum yani adsense hesabımdaki para bir kaç gün içinde 100$a tamamlanıyor ve ben de adsenseden ilk paramı alıyorum tabii tutarsa son da olmaz hani neyse inşallah tutarda netten ilk paramı alırım.

YouTube yalama oldu

Canı sıkılan savcılık "aa youtube açık hadi kapayalım" demeye başladı daha açılalı 2 gün olmadan bugün youtube bir daha engellendi diyorum ki google sinirlense türkiyeyi engellese gece gündürz engellendi açıldı haberleri okumasak onlarda kurtulsa biz de kurtulsak ama kurtulamayız bu sefer facebook'u engeller bizim savcılar :(

Yeni telefon aldım karne de aldım canım da sıkılıyor ne güzel !

Evet yeni telefon telefon SonyEricsson W810i dün geldi elime telefon çok süper hoşuma gitti tam benlik hem kamerası iyi -2 mp 4x zoom- hem de ses kalitesi zartı zurtu süper zaten walkman telefon yani mutluyum.Ve bugün karne aldım karne 4 ve 5lerle dolu o da çok süper ama 2 pürüz var edebiyatım 2 neyse ona üzülmedim de edebi metinlerim 1 evet ya 1 boru gibi zayıf vallaha aslında buna da üzülmedim ulan bütün sene derse katıl dersi dinle sen gel 57 sözlü alama var mı böyle bi' olay ya ? hadi ben alamadım bre sersem derse katılmayan adama niye veriyon 80 sözlü çok pis söverdim de babam da öğretmen babamın meslektaşına sövmek istemiyorum neyse yani üzgünüm. Bir de canım çok pis sıkılıyor yarın dershane var son iki denemeye girmedim rehber hocam yarın beni tom kuruza benzetecek ondan mı acaba ?

Hasret bitiyor !

losts4

Evet hasret bitti bugün ayın 24'ü ve Lost'un 4. sezonu 31'inde başlıyor.O değide ben hala adsl sınırsız pakete geçemedim bin bir türlü işleri varmış eski abonelik iptal yeniden ol zart zurt yaptım yapacam derken başlıyor yeni sezonda kota zorluyacak galiba.

YouTube erişime açıldı

Bir kaç gün önce Atatürk'e hakaret içeren videolardan dolayı YouTube'a erişim engellenmişti , az önce okuduğum şu habere göre yeniden açılmış fakat bende hala engelli durumda yakın zaman açılır herhalde :)

YouTube Down :)

YouTube'u ilk defa down olarak gördüm :)

Subcomandante Marcos'u bana anlatabilecek biri ?

Dün akşam uyku tutmadı televizyonda kanaldan kanala atlarken bir haber kanalında Meksika bayrağı gördüm ilgimi çekti bütün haber kanalları pkk sorununu anlatırken burda Meksika Sınırı diye bir program var ve açtığımda Subcomandante Marcos adında bir şahıştan bahsediyorlardı ve röportajlarından alıntılar falan vermeye başladılar adam kelimeleri öyle güzel dizmişki dinlerken adamın söylediği herşeye inanıyorsun bu adamı merak ettim az öncer biraz araştırdım

 Subcomandante Marcos Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu(Ejército Zapatista de Liberación Nacional, EZLN)'nun sözcüsü konumundaymış bu örgüt Meksika'nın en yoksul eyaletlerinden birinde devrimci bir gurup.Yaşadıkları toprakları hükümetten bağımsız kendi özerk toprakları olarak görüyorlar ve "Halkın emreder hükümet uygular" diyorlar.

Adamın bi kaç metnini vereyim :

  • Cia'in kendisi hakkında çıkardığı eşcinsel dedikodularına cevaben :

 "marcos, san francisco'da bir eşcinsel, güney afrika'da bir karaderili, avrupa'da bir asyalı,san ysidro'da bir chicano yerlisi, ispanya'da bir anarşist, israil'de bir filistinli, san cristobal sokaklarında bir maya kızılderilisi, neza'da (meksiko şehrinde büyük bir gecekondu bölgesi) bir çete üyesi, (solcu halk müziğinin büyük etkisi olduğu) ulusal üniversite'de bir rockçu, almanya'da bir yahudi, savunma bakanlığı'nda bir halk temsilcisi, soğuk savaş sonrası dönemde bir komünist, galerisi veya mevkii olmayan bir sanatçı, bosna'da bir barış taraftarı, meksika'daki herhangi bir şehrin herhangi bir mahallesinde bir cumartesi gecesi evde yapayalnız bir ev kadını, ctm'de (grevlere şiddetle karşı olan hükümet taraftarı sendika federasyonu) bir grevci, arka sayfalara yer dolduracak haber yazmak zorunda bırakılan bir muhabir, gece saat 10'da metroda yalnız başına bir kadın, topraksız bir köylü, işten atılmış bir işçi, mutsuz bir öğrenci, serbest piyasa ekonomisinin tam ortasında bir muhalif, ne kitabı ne de okuyucusu olan bir yazar ve tabii ki meksika'nın güneydoğusundaki dağlarda bir zapatista'dır."

"yâni marcos bir insandır, bu dünyadaki herhangi bir insan. marcos; bütün sömürülenler, kenara itilmişler ve ezilen azınlıklar, direnenler ve 'yeter!' diyenlerdir."

  • Irak savaşı için söyledikleri :
"zapatista ulusal kurtuluş ordusu’nun erkek, kadın, çocuk ve yaşlılarından selamlar. bizim sözlerimiz, okyanusu aşabilmek için bulut oldu ki, sizlerin kalplerindeki dünyalara ulaşabilsin.

bugün tüm dünyada, bush’un iraklı insanlara karşı açacağı savaşa "hayır" demek için protesto gösterileri düzenlendiğini biliyoruz.

ve zaten tam da öyle denmesi gerekiyor; çünkü bu savaş, ne kuzey amerika halklarının savaşı, ne de saddam hüseyin’e karşı bir savaş.

bu savaş, bay bush’un temsil ettiği paranın savaşı (ki bu, onun zekâ yoksunu olduğunun kanıtıdır). bu savaş, insanlığa karşı bir savaş; insanlığın kaderi şu anda irak topraklarında tehlike altında.

bu, korkunun savaşı.

savaşın amacı, saddam hüseyin’i irak’ta yenmek değil. savaşın amacı, el kaide’yi ortadan kaldırmak da değil, iraklıları özgürlüğe kavuşturmak da... bu savaş adalet için yapılmıyor; demokrasi için de yapılmıyor... bu terörün amacı özgürlük de değil. amaç, korku.

kendisine neyi, nasıl ve ne zaman yapması gerektiğini söyleyen bir polise, dünyanın boyun eğmeyeceği korkusu. işte bu korkunun savaşı...

dünyanın, yağmacılığı reddetmesinden duyulan bir korku.

insanlığın özünde olan bir isyanın korkusu.

bütün dünyada bugün harekete geçen milyonlarca insanın barış çağrılarının daha da yükseleceği korkusu.

irak topraklarına düşecek olan bombaların kurbanları sadece iraklı siviller, çocuklar, kadınlar, erkekler ve yaşlılar olmayacak. bu insanların ölümleri, tanrı’yı ölüm ve yıkımda mazeret olarak göstermek isteyen bush’un düşüncesizce ve rasgele ilerlediği bu yolda, birer "kaza" olarak adlandırılacak.

bu aptallığı yöneten kişi olan bay bush, (ki aynı aptallık italya’da berlusconi, ingiltere’de blair ve ispanya’da aznar tarafından destekleniyor) irak halkının üstüne boşaltmaya çalıştığı gücü parayla satın aldı.

new york’taki ikiz kulelerin gölgelerinin ve 11 eylül terör kurbanlarının bahane edildiği büyük bir hileyle, bay bush kendini dünya polisinin başı ilan etti. bunu unutmamak lazım.

ne saddam hüseyin, ne de iraklılar abd hükümetinin umurunda değil. abd’nin umursadığı tek şey, cezalanmayacağından kesinlikle emin olup, dünyanın her yerinde, her an suç işleyebileceğini gösterebilmek.

irak’a düşecek olan bombalar, dünyadaki tüm ülkelere de düşmek için uğraş verecek. ayrıca kalplerimize de düşerek, içlerinde taşıdıkları o korkuyu evrenselleştirmiş olacaklar.

bu savaş, tüm insanlığa karşı, bütün dürüst erkek ve kadınlara karşı olan bir savaş.

bu savaş, korkunun ne olduğunu bilmemizi istiyor, parası ve ordusu olanın, hakkı da olduğuna inanmamızı istiyor.

istiyorlar ki, bu savaşı umursamayalım, umutsuzluğu yeni bir din yapalım, susalım, boyun eğelim, vazgeçelim, pes edelim.... ve unutalım.

cenova asilerinden carlo giuliani’yi unutalım.

zapatistalar, rüyalarında ölülerini gören insanlardır. bugün, ölülerimiz "hayır" diyen bir asiyi rüyalarında görüyorlar.

bizim için tek bir şerefli kelime var ve bu savaşla yüzyüzeyken tek bir vicdanlı davranış var: "hayır" kelimesi ve isyan hareketi.

bundan dolayı savaşa "hayır" demeliyiz.

bahanesiz ve koşulsuz bir "hayır".

ölçüsü olmayan bir "hayır".

lekelenmemiş bir "hayır".

dünyanın tüm renkleriyle boyanmış bir "hayır".

net, kesin, bütün dünyada yankılanan, ve nihai bir "hayır".

bu savaşta tehlikede olan şey, güçlü ve zayıf arasındaki ilişki. güçlü, gücünü bizim zayıflığımızdan alıyor. bizim emeklerimiz, bizim kanımızla yaşıyor. bu nedenle biz zayıf düşerken, o semiriyor.

güçlüler bu savaşta tanrı’ya müracaat ettiler; onların gücünü, bizim de zayıflığımızı, kutsal bir planın parçaları olarak kabul etmemizi istedikleri için bunu yaptılar.

bu savaşın arkasında para tanrısı dışında bir tanrı yok; ölüm ve yıkım arzusu dışında bir hak da yok.

güçsüzlerin tek gücü onurlarıdır. savaşarak güçlülere karşı koymak ve isyan etmek için onlara ilham veren de zaten budur.

bugünkü "hayır", güçlüleri zayıflatacak ve zayıflara güç katacak.

bazıları, dünya çapında birçok insanı bir araya getiren bu kelimenin savaşı engelleyip engelleyemeyeceğini, veya savaş başladığında, savaşı durdurup durduramayacağını soruyor olabilir.

ama sorulması gereken soru, "güçlülerin ölümcül yürüyüşünü durdurabilir miyiz?" olmamalı. hayır. sormamız gereken soru şu: bu savaşı engellemek ve son vermek için elimizden gelen herşeyi yapmazsak, utancımızla yaşayabilir miyiz?

böyle bir anda, hiçbir dürüst erkek veya kadın sessiz ve ilgisiz kalmamalı.

hepimiz, kendi sesimizle, kendi yolumuzla, kendi dilimizle, kendi eylemimizle "hayır" demeliyiz.

güçlüler eğer ölüm ve yıkımla korkuyu evrenselleştirmek istiyorlarsa, biz de "hayır"ı evrenselleştirmeliyiz.

çünkü bu savaşa "hayır" demek, aynı zamanda, korkuya "hayır", pes etmeye "hayır", teslim olmaya "hayır", unutmaya "hayır" ve insanlığımızı reddetmeye "hayır" demek olacak.

bu insanlık için ve neo-liberalizme karşı bir "hayır".

umuyoruz ki, bu "hayır" sınırları aşar, gümrük kapılarından süzülür, dil ve kültür farklılıklarının üstesinden gelir ve insanlığın dürüst ve asil kesimlerini birleştirir -unutmamak gerekir ki bu kesim aynı zamanda çoğunluğu oluşturuyor-.

çünkü bu, birleştirici ve onurlandırıcı bir reddediştir.

çünkü öyle reddedişler vardır ki, insan olmanın onurunu tasdik eder.

bugün gökyüzü, savaş uçaklarıyla ve kontrolü altında oldukları kişilerin aptallığını saklamak için kendilerine "akıllı" diyen füzelerle (berlusconi, blair ve aznar gibileri bu füzeleri savunuyor), hayatın nerede olduğunu ve ölümün nerede olacağını gösteren uydularla, bulanıklaşmış vaziyette.

yeryüzü ise, dünyayı kana ve utanca boyayacak olan savaş makineleriyle lekelendi.

fırtına yaklaşıyor.

ama şafak, sınırları aşabilmek için bulut olan kelimelerin sımsıkı bir "hayır"a dönüşmesiyle sökecektir; ve dağılan karanlığın içinden bir "yarın" sıyrılıp gelebilir.

asi ve onurlu italya’nın kardeşleri:

lütfen biz zapatistaların size gönderdiği bu "hayır"ı kabul edin.

bizim "hayır"ımızın, sizinkiyle ve bugün tüm dünyada çoğalan "hayır"larla birleşmesine izin verin.

yaşasın "hayır" diyen isyan!

ölüme ölüm!

güneydoğu meksika dağlarından...

subcomandante marcos."
  •  Başka bir alıntı :

"Düşmanla her temas, eğer onu teslim almak için değilse, teslim olmak içindir."

Ben bu adamı daha iyi anlamak istiyorum bu konuda bildiklerini yazabilecek arkadaşlar çıkarsa sevinrim.